2011 - 2012

Enpara.com kuruluş hazırlıkları

09-How-to-be-tubi-by-tugba-isik.jpg

2011 ekonomik krizi yaşanıyordu. Bankalar sapır sapır işçi çıkarıyordu. Bizimki de onlardan biriydi. 

Yakın zamanda 360 derece memnuniyet anketinin sonuçlarını konuşmak üzere (sonuçlar pek iyi değildi) ekip içi bir toplantı yapılmıştı ve keriz gibi şikayetlerini söylemek için elini kaldıran tek kişi bendim.... Bir gün arkadaşım, direktörümüzün beni aradığını ama bulamadığını söyledi. Bir an sırtımdan soğuk terler boşaldı. Ya sen kim köpek daha geleli bir yıl olmamış direktörüne feedback veriyorsun! 

Bütün gece uyuyamadım. Acaba kovulacak mıydım, aldığım üç kuruş paraydı kimseye bir zararım yoktu muhtemelen çaycı abla bile benden yüksek maaş alıyordu benden ettikleri tasarrufla banka mı kurtulacaktı allasen... 

Ertesi gün direktörüm çağırdı. Çok büyük bir projenin başına getirildiğini, alanında uzman kişilerden oluşan bir ekip kurduğunu, beni de ekibinde görmek istediğini söyledi. İnanır mısınız daha çok korktum, böyle bir ekibe beni neden alsındı ki? Kesin illegal işler yapıp suçu benim üstüme atacaklardı. Yine de işsiz kalmaktan iyidir deyip kabul ettim. 

8 kişilik ekibin en etkisiz elemanıydım. Bir banka kuruyorduk. Bütün gün ara vermeksizin toplantı yapıyor, yemek bile yemiyorduk. Açlıktan ölmeyelim diye patron bizi fındık fıstıkla besliyordu. Hayatımda kajuyu ilk kez orada yedim. Ama yetmiyordu, kaju da yesem konuşulanları anlamıyordum. Hararetli bir tartışma yapan insanları kesip "yalnız siz tam olarak ne konuşuyorsunuz ben anlamadım" diye araya girebilecek kadar yürekli biri değildim. 

İlk birkaç ay iç akışları, süreçleri, ürünleri, kimliği, ismi, cismi... Her şeyini sıfırdan tasarlayarak geçti. Tartışılan konulara katkı sağlayamadığım etkisiz dönem bitip iş yapma süreci başlayınca "göster onlara yapabileceklerini" diye gaza gelip her işe koşturmaya başladım. Ajans mı, hooop ordayım, focus grup mu, hooop burdayım, test yapacak biri mi lazım, rahat olun, o iş bende! 

Şaka şaka.


Ekipte herkesin bir uzmanlığı vardı. Tek vasıfsız ben olduğum için her işe koşturuyordum. Böyle böyle brand identity dokümanı hazırlamaktan developer ile bug kavgası vermeye, call center scriptlerinden bankacılık sözleşmesini baştan yazmaya yapmadığım iş kalmadı.


Gece gündüz, hafta içi, hafta sonu, sahurda, iftarda, bayramda... Hep çalıştık. Öyle ki bir keresinde evde tuvalet kağıdı bitmişti ve marketlerin açık olduğu saatlerde hiç boş olmadığım için iş yerinden tuvalet kağıdı çalmayı bile planlamıştım. Neyse ki gerek kalmadı.


Hayatımın en çok çalıştığım, karşılığında en çok öğrendiğim ve de çalışırken en çok eğlendiğim dönemi oldu. Hayatımı değiştiren, kariyerime yön veren muhteşem insanlarla orada tanıştım. Üzerinden bunca yıl geçmesine rağmen hala "biz" diye bahsedebildiğim bir ekip, "benim" diyebildiğim en sevdiğim ürünüm. 

25 yaşımda bir banka kurdum. Benim bankam.

©2020 tuğba ışık

  • Medium-logo
  • Siyah LinkedIn Simge
  • iconfinder_icon-social-twitter_211920
  • iconfinder_173_Instagram_logo_logos_4373