2010 yazı

Portfolio Reklam ve Yaratıcılık Okulu

06-How-to-be-tubi-by-tugba-isik.jpg

Ajans deneyimi sonrası pes ettigim reklamcılık üzerine bir eğitimin hayatımın en kıymetli dönemlerinden biri olacağını hayal bile edemezdim. 

Mezuniyet yaklaşırken nadiren okula gittiğim günlerden birinde ilan panosunda cartlak pembe ilanını gördüm. O günlerde babamın zoruyla KPSS'ye başvuruyor, iş görüşmesinden iş görüşmesine koşturuyordum. Reklam hayalleri pazarlamaya dönmüş, beklentim işsiz kalmamak derecesine kadar düşmüştü. Yine de "belki de ben çok çabuk pes ettim, belki de yeterince emek versem..." diye son bir gazla başvurdum. 

Hayatımın en garip mülakatını Nietzsche ve Mevlana konuşarak geçtim. O an cebimdeki neredeyse tüm parayı (kira paramdı) eğitime verdim. Çünkü belki de bu, köprüden önceki son çıkışımdı.
.
Bu süreçte dünyanın en garip tiplerini bir araya getiren, dünyanın en garip hocasından (Ferhat Tümer) bence reklamcılıktan ziyade hayatı ve kim olduğumuzu sorguladığımız felsefe temelli bir eğitim aldık. Hem derste, hem ödevlerle psikolojik ve fizyolojik olarak canımızı çıkarıyordu. Aslında bilmediğiniz şeyler değildi bunlar, ama hocamızın yöntemine daha çok uygulamalı silkeleme diyebilirdik. Insan bir silkelenip kendine geliyordu. Öyle ki mezun olduğumda reklamcı, ocu, bucu değil, sadece kendim olmak istiyordum.

Derslerden ve öğrendiklerimden daha iyisi ise orada tanıştığım birbirinden garip insanlardı. Her biri nevi şahsına münhasır pek çok insan tanıdım. Pek çoğu da şu an reklam sektöründe başarılı işlere imza atıyor. Benim gibi reklamı tercih etmeyenlerin bile hayatlarında hep standardın dışında tipler olması beni rahatlatıyor. Gariplikte yalnız olmadığımı, normal denilen şeylerin saçmalığını ve bu saçmalık karşısında şaşkınlığımı paylaşan birilerinin olması bana iyi hissettiriyor. Her birini tanımış olmaktan büyük mutluluk duyuyorum.

©2020 tuğba ışık

  • Medium-logo
  • Siyah LinkedIn Simge
  • iconfinder_icon-social-twitter_211920
  • iconfinder_173_Instagram_logo_logos_4373