2005 - 2010

İTÜ Endüstri Mühendisliği'nde üniversite yılları

04-How-to-be-tubi-by-tugba-isik.jpg

Lisede okul numaram 10'du. Sırf okul numaram yüzünden kendimi hep havalı hissetmişimdir ve 10 sayısının benim için hep özel bir yeri olmuştur.

ÖSS'ye gireceğimiz okullar açıklandığında sınava bir okulun 10A (ya da B tam hatırlamıyorum) sınıfında, 10. sırasında gireceğimi öğrendim. Böyle tesadüfler beni hep cezbeder. Kendi kendime "bu kadar tesadüfle Türkiye 10.su olucam kesin" diye gaza geldim. Tabi ki olmadım.

Neyse ki bir şekilde yine 10. oldum ve bölümüme 10. girdim. Okul numaram yine 10 ile bitiyordu. Üniversitede okul numaranızın sonu sizin nişanınız gibidir. Insanlar numaranızı ve isminizi sınıf listelerinde görüp kim olduğunuzu merak eder. Genelde beni görünce "bu muymuş 😕" gibi bir hayal kırıklığına uğrarlardı. Çünkü tamamen ortalama bir öğrenciydim. 

Üniversiteyi de aşırı ortalama bir notla, bölümdeki insan sayısının tam ortasında bir sıralama ile bitirdim.

Başlarda "hiç bir şey lise arkadaşlarının yerini tutmuyor" bunalımına girsem de zamanla saçmaladığımı, üniversitede de muhteşem insanlar olduğunu fark ettim. Bir sürü muhteşem arkadaş edindim. Hayatımda ilk kez (maddiyat hariç) özgürdüm. Üç kuruş harçlık ve burslarla aç acına fildir fildir gezip tozduk. Stajlar dışında geleceğim için verimli hiçbir şey yapmadan, sabahlara kadar film izleyerek, butun gün anime izleyerek, kantinde boş boş muhabbetler ederek 5 yılımı yedim. Hayatımın en güzel yılları belki de üniversite yıllarıydı. Insanın hem özgür olup, hem parasının (hayatta kalacak kadar da olsa) olup, hem de çalışmadığı başka bir dönem yok galiba. En azından benim olmadı. 

Her ne kadar yatarak geçmiş gibi görünse de aslında o zamanlar da çok çalıştım... Çok çalıştık... 

©2020 tuğba ışık

  • Medium-logo
  • Siyah LinkedIn Simge
  • iconfinder_icon-social-twitter_211920
  • iconfinder_173_Instagram_logo_logos_4373