2012

UX ile tanışma ve seçim yapma zamanı

10-How-to-be-tubi-by-tugba-isik.jpg

Enpara hazırlık dönemiydi, bir ajansla web tasarımları için anlaşmıştık. Ancak gelen tasarımlar daha önce yapılanların, diğer tüm bankaların aynısıydı. 

Zaman kısıtlıydı, revizyon bile zaman kaybıydı. Ekipçe "biz bile daha iyisini yaparız" diyerek gaza geldik ve Ömür'ün önderliğinde kolları sıvadık. 

Elimizde mail atmaktan başka hiçbir işe yaramayan bir bilgisayar, powerpoint ve paintten başka hiçbir şey yoktu. Ama bu bir engel değildi. 

İlk kez internet şubesi için birkaç ekranda Ömür'e yardımcı olmakla başladım. O kadar keyif aldım ki web sitesi tasarlanacak dendiğinde hemen atladım. BEN YAPARIM! 

Bu şartlar altında bile müthiş keyif alıyordum. Bir gün Ömür "bence sen UX designer olmalısın, tam senlik" dedi. O neydi ki? Araştırmaya, bulabildiğim her şeyi okumaya başladım. Meğer yaptığım şey UX imiş. Çizdiğim kutular wireframe, linklediğim powerpoint sayfaları ise prototip... 

Derken lansman yapıldı, artık bölümlere ayrılmamız ve iş tanımlarımızın yapılması gerekiyordu. Herkese bundan sonra ne yapmak istediği soruldu. UX designer olmak istiyorum dedim. O zamanlar bankada böyle bir iş tanımı yoktu. Yine de fahri UX designer olarak işe koyuldum.

İlk işim Enpara'nın mobil uygulamasını tasarlamak oldu. Artık bir üst mertebeye geçmiştim ve açtığım sayısız trial hesapta çizdiğim wireframelerle gayet güzel anlatabiliyordum derdimi. UX designer olmak isteyenler bana "hangi toolları öğrenelim" diye soruyor. O kadar yanlış bir yerden başlıyorlar ki! Hiçbir toolunuz olmasa bile kaleminiz ve kağıdınızla UX designer olabilirsiniz. Toollar gelip geçer, her dönem biri moda olur. Ama sizi iyi bir UX designer yapacak olan yaklaşımınızdır.

 

Mobil uygulamayı canlıya aldığımızda müşterilerden çok güzel tepkiler aldık. Meslektaşlarımız yeni uygulamayı yurtdışından bir ajans ile çalıştığımızı falan sandı. Biz yaptık cevabını alınca pek çoğu inanmadı. Ya da hayal kırıklığına uğradı. Fjord London yaptı desek "yaa tabi aaaabi adamlar yapıyor" diyecek insanlar biz yaptık deyince "acemi şansı" muamelesi yaptı. 


Demem o ki kaliteli bir iş ortaya çıkartmak için ikametgahınızın Londra'da olmasına, en pahalı Mac'i almanıza, en moda uygulamaları kullanmanıza gerek yok. Bunlar sadece hayatını kolaylaştırır.


O dönem benim hayatımı kolaylaştıracak hiçbir şey yoktu. Ama çok daha iyisi, hayatıma ışık tutan, gitmek istediğim yolda elimden tutan ve önümdeki engelleri aşmam için bana destek olan insanlar vardı. 25 yıldır çözemediğim "napcam ben yaa" sorusunu tipime bakıp söyleyen biriyle tanışmış olmak, "ben bunu istiyorum" dediğimde kurumsal sınırlara takılmadan "o zaman senin onu elde edebilmen için her türlü desteği veririz" diye arkamda duran insanlar sayesinde idi ne yaptıysam.


Uzun lafın kısası, kaliteli iş çıkartmak için kaliteli toollar peşinde koşmaktansa, kaliteli insanların peşinden koşun.

©2020 tuğba ışık

  • Medium-logo
  • Siyah LinkedIn Simge
  • iconfinder_icon-social-twitter_211920
  • iconfinder_173_Instagram_logo_logos_4373